30 Ocak 2010 Cumartesi

BİLİNÇLİ İNSAN TEMİZ ÇEVRE

Bazen insanlara inanamıyorum .
Evlerimizdeki atıkları gruplandırarak geri dönüşüm için uygun hale gelmesini sağlamak çok çok önemli, bilinçli bir birey olmanın vazgeçilmezi bence. Ben çalışan bir insan olduğum için tüm gün evde yokum bu sebeple gün içerisindeki gelişmelerden pek haberdar olamıyorum.
Haftada bir toplanan kağıt ,cam ve plastik atıkların neden bizim sokaktan alınmadığı konusunda hayıflanıyordum kendi kendime, meğer konu benim düşündüğüm gibi değilmiş . Sağolsun karşı komşum aslında atıkları almak için geldiklerini ve her dairenin posta kutusuna poşet bıraktıklarını ama bu poşetlerin apartman sakinlerince günlük çöpler için kullanıldığını söyledi. Hatta benim elime hiç geçmemsinin sebebi birinin benim kutumdaki poşetleri de almasıymış.Şaşırdım ,Öfkelendim ve İnanamadım. Nasıl insanlar bu derece sorumsuz , bilinçsiz ,bencil olabiliyorlar. Söz konusu çevre ise elele vermek gerek hep beraber olmak omuz omuza mücadele vermek gerek ama nafile, çok çok çok üzgünüm ki bu kör fikirlerle hiç bir yere gelemeyiz. Apartmanımdaki bu konun ve bilinçsiz atılan her adımın da takipçisiyim. Sevgili komşumla geri dönüşebilen atıklarımız toplayıp ilgililere teslim etmeye devam edeceğiz.
Biz çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmak için çalışıyoruz.

YA SİZ NE YAPIYORSUNUZ?

29 Ocak 2010 Cuma

Geleceğe Umutla Bakabilmek İçin...

İnsan günlük hayatta ne kadar çok zorlukla karşılaşıyor ve bunlara çeşitli çözümler üretiyor kendince. Günlük hayat kimimize göre ev işleri kimimize göre , yetişmesi gereken bir proje, kimimize göre de eğitilmesi gereken küçük çocuklarımız. Evet bugün ülkemizin kanayan yarası olan eğitim (eğitimsizlik) konusunda yazmak istedim. Malesef hala ülkedeki okur-yazar ve eğitimli insan sayısı yetersiz. Okumanın yaşı olmaz buna yürekten katılıyorum. Maddi imkanı olmayan çocuklara kucak açmış pek çok gönüllü kuruluş var. Sanırım önemli olan istemek. Anneler babalar öğrenmenin de yaşı yok anne çocuk eğitimi beraber veriliyorken bundan faydalanmamak niye , gelin hep beraber el ele verin ve geleceğe umutla bakabileceğimiz nesiller için okumayan bir tane bile çocuğumuz kalmasın.

Eee çocuklar okudu iş sahibi oldular yeterlimi? Hayır yetmez bu iş ölene kadar devam eder bizler eğitime devam edeceğiz ki küçükler bizi örnek alsın. Eğitim den kastım duyarlı olabilmek aslında , yeni konular öğrenmek , kitaplar okuyup çocuğunuza zamanı gelince tavsiye edebilmek.
''BEN YAPAR VE BAŞARIRSAM ÇOCUĞUM DA BAŞARIR''
Benim eğitimdeki felsefem bu.
Daha önce bahsetmiştim 2. üniversite okuduğumu ,zaman zaman ev de ders çalışıyorum küçük kızım da benimle beraber çalışıyor , kitaplar hep hayatında vardı ve var olmaya devam edecek. İnanın büyürken öğrendikleri hiç bir konuyu unutmuyorlar .Şimdi Defne'ye göre kitap hayatın bir parçası ve öylede kalmasını sağlayacağım.

26 Ocak 2010 Salı

ASKIDA KAHVE

Bu kavramı çok beğenerek okuduğum hürriyet.com.tr yazarlarından Yonca TOKBAŞ'ın bir yazısından öğrendim.İtalya'da bir kahve siparişi verirken isterseniz iki kahve siparişi vererek biri askıda diyormuşsunuz , işletme sahibi de bir notla askıda parası ödenmiş bir kahve olduğunu belirtiyormuş. Böylece ihtiyacı olan kişiler askıdan bir kahve içebiliyormuş. Kahvenin parasını ödeyen de kahveyi için de birbirini tanımıyor. Yazıyı okuduğumda çok hoşuma gitti. Bence de yapılan yardımlar gözler önünde olmamalı , gözönünde yapılan yardımların büyüsü bozuluyor sanki yardımdan çok reklama dönüyor. Gerçek yardımseverler zaten hiçbir zaman gözönünde değil bence. Askı da kahve hikayesini farklı alanlara uygulayanlar olmuş hem de ülkemizde onlarıda kutlarım. Yaratıcılık insanın içinde var ve ne zaman ortaya çıkacağı da hiç belli olmuyor.

ADIM ADIM

Yaşama dair kısa notlar dedik ya işte hayatın içinden bir kuruluş ''adım adım '' sosyal toplum kuruluşlarına destek veren bir platformu. Hemde bu desteği spor ile sağlayan bir kuruluş. www.adimadim.org adresinden detaylı incelemeyi yapabilirsiniz ve eğer imkanlarınız el verirse destek olmak için onlarla birlikte olabilirsiniz. Ben çok istiyorum bu kuruluşn bir parçası olmak bunun için de mutlaka çaba sarf edeceğim.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Rutin Bir Gün

Bugün pazartesi ya bir türlü işe konsantre olamıyorum. (bir an önce konsantre olsam iyi olacak yoksa gün bitmek üzere)
Her pazartesi aynı duygu uzun bir hafta olacak diyorum ama bir bakıyorum hafta sonu olmuş bile, bu hafta içinde yine aynısı olur sanırım. Biraz günlük rutin maratonumdan bahsetmek istedim bugün , şöyleki her sabah 05:15 kalkış duş al ,giyin ben tamamım sıra defne de kimi sabah küçük hanım uyuyor oluyor o yüzden son ana kadar onu hazırlamıyorum . Eğer benimle uyanmışsa çok daha planlı olmam gerek zira hanımın her an ne istiyeceği belli olmuyor. Babamız da bu arada kendi kendine hazırlanıyor tabiki . saat 06:45 olmuş bile evi terk etme zamanı 07: 00 soluğu babaannede alıyoruz emanetimizi teslim ediyoruz . Genelde oradan ayrılmak zor oluyor Defne hanıma uzun uzun anlatmak gerekiyor işe gitmek zorunda olduğumu akşama döneceğimi , şanslı günümdeysem erken bırakıyor beni yoksa vay halime . ''anne sen işe gitme baba çalışsın'' ''anne işin kapanmış gitme lütfen'' ''ben haçta oldum bana bak'' daha ne bahaneler anlatamam. Ve iş yerim hadi bakalım koşmaya başlıyoruz, öğlen arası bir saatim var yemeğimi yiyip hemen ders çalışmaya . Ne dersimi AÖF Çalışma Ekonomisi Ve Endüstri ilişkileri 2. sınıf öğrencisiyim , 2. Üniversite kapsamında farklı bir alanda yeni konular öğrenmek istedim ve kayıt yaptırdım .(bu arada asıl işim Tekstil Mühendisiyim ve bir İlik fabrikasında mühendisim.) sınavlar yakın çalışmak gerek hem de çoooookkkkk. Akşam olmuş bile hadi Sibelcim ,Defneyi al babanneden doğruca eve evde de çok iş var seni bekleyen, yol boyunca Defnoşun günlük maceralarını dinlemek kayiflendiriyor beni , evde de işlere yardım ederim ben anne demesi ise harika gerçekten. Uzun bir günün ardından iyi bir uyku harika olur. Sadece ben değil bütün çalışan bayanlar böyle sanırım, bu arda bu sıtandart programa alış verişler ,arkadaşlar,kişisel hobiler ... dahil ediliyor zaman zaman tabiki. İş yerinde yaptığımız küçük dedikodular da süper oluyor gerçekten , İki tane ablam var iş yerinde onlardan bahsetmemek olmaz bütün günümüz beraber geçiyor bir aile gibi, onlardan daha sonra bahsederim mutlaka. Bir günümün özeti , İşe yaradığını hissederek başarmanın mutluluğu ve anne olmanın verdiği sonsuz huzur.

22 Ocak 2010 Cuma

Trafik Canavarı Olmayalım

Olmasın şu trafik kazaları hayatımızda , duymayalım kötü haberler bir daha , acımasın kimsenin canı , yanmasın yürekleri kimsenin sevdikleri için.
Malesef bu dilekleri her an söylüyoruz ama nafile , bu kötü haberleri duymadığımız bir gün bile yok. Hele bu haberler yakınlarımızdan birinden gelirse o zaman üzüntümüz tarif edilemez oluyor. Canım Bukim geçmiş olsun. evet kötü bir haber aldım az önce Bukim arabasıyla kaza yapmış neyseki çok ciddi yaraları yok olanlarda zamanla geçer bitanem . Geçer diyorum çünkü aynı kötü tecrübeyi ben de yaşadım 7 yıl önce , eşimle beraber arabamızla kaza yaptık ve takla attı arabamız ikimizin de ciddi yaralanması olmamıştı şükürler olsun ama böyle bir tecrübeyi yaşamak bile çok kötüydü. Bu sebeple benim başıma gelmez dememek lazım , bir gün bunu yaşayabiliriz.
Lütfen araçlarımızı kullanırken emniyet tedbirlerimizi kendimiz ve sevdiklerimiz için alalım. En basiti emniyet kemerini araca binen herkezin kullanmasını sağlayalım , ön koltuk arka koltuk ayırt etmeden. Hız sınırlamalarına uyalım , Alkollü araç kullanmayalım kullananları da engellemeye çalışalım . Basit tedbirler hayat kurtarır hem sizin hem de sevdiklerinizin .
Kazasız günler hepimize sevdiklerimizle beraber...

21 Ocak 2010 Perşembe

Memleket

Memleket ,

Ne güzeldir şimdi kış günü bembeyaz karlar altında ,

Evet memleket özlemini uzaklarda yaşayan herkez hisseder. Bende bu kişilerden biriyim güzel ülkemin havasını soluyorum ancak doğup büyüdüğüm yerlerden uzak ta yaşıyorum. Kimileri memleketin doğduğun yer değil doyduğun ye olduğunu söylesesede zaman geçtikçe bu kavram anlamsız kalıyor benim için. Geçmişime ait olan herşey ora da uzaklarda şimdi, okuduğum okullar , arkadaşlarımın bir kısmı , akrabalarım. Özellikle annem babam ve kardeşim onları her an çok özlüyorum , elbette sıkça görüşüyoruz ama onları kendi yerlerinde özlüyorum. Çok sık gidemiyorum (yılda bir defa ancak) , ama her gittiğimde doya doya yaşıyorum memleketimin havasını, suyunu, insanını ...

Uzun bir yolculuk sonunda ulaşıyorum evime. Sokaklarda ki, binalarda ki her değişikliği dikkatle izliyorum her gidişimde daha da güzel görünüyor bana bir güven duygusu yayılıyor içime. Evde olmak ne güzel.

Her fırsatta gidebilmek için çaba sarf ediyorum ancak yol çok uzun sürüyor , güzel ülkemin her ilinde bir hava alanı olsa benim yaşadığım sorunu kimse yaşamayacak ne kadar da güzel olacak , umarım bu dileğim de gerçek olur en kısa zamanda.

Şimdi kardeşim bana aman abla ne yapacaksın burda diyordur. Güzel kardeşim canım benim gurbeti yaşamayan anlamaz diyorum sana hele bu uzaklık yıllar sürdüyse, bazen yaşayarak tecrübe sahibi olmak uzun anlatımlara bedeldir.

20 Ocak 2010 Çarşamba

KADIN OLMAK

Kadın olmak ; evde , iş yerinde, sokakta, trende ...yaşamın içinde kadın olmak.

Kadın olmak ; çocuklara anne olmak, anne-babaya evlat olmak, Kocaya eş olmak, patrona çalışan olmak , çalışanlara şef olmak, dünya da insan olmak.

Hani nerede kendin olmak ? Kendini bulabilmek , tanıyabilmek.

Zaman geçiyor , yakalamak gerek hayatı bir noktadan geç kalınmış değildir hiçbir zaman yeter ki isteyelim ve yapalım.

Kısa zamanda çok iş yapabilen varlıktır kadın bu dünyada , hızına kim yetişebilir ki?
Yirmi dört saat çalışır durmaksızın (çalışmak zorundadır da)gün hiç bitmez onun için gündüz yaşananlar gece tekrar gözden geçirilir ki sil baştan olmasın bir daha ki sefere. Programdır, günün koşuşturmasının anahtarı , anahtarın dişleri de eşi , çocukları , arkadaşlarıdır , ah birazcık da paylaşılsa yükü (paylaşılması da gerekir bence), paylaşılarak çok daha güzel olur hayat.

Kadınlar ne ister?
Erkeklerce cevabı asla bulunamayan bir soru , ancak cevap çok basit.
Kadın saygı ister, sevgi ister, hatırlanmak ister, nezaket ister , paylaşmak ister.

Doğası gereği ister . Çok da fazla değildir aslında bekledikleri , mutluluğu hak eder her zaman. Bir anne , bir eş, bir sevgilidir o ...

Ağlayabilir kadın günün her anı , gözyaşları silahıdır der erkekler. Yanılırlar . Onlar yüreğinin acısıdır, gönlünün coşkusudur, gururunun temsilcisidir aslında.

Kadın aşkı sever ruhunu besler aşkıyla , duruma göre eşi,çocukları, sevgilisi, çiçeği, köpeği ... aşkıdır onun . Aşkın en güzel tarifidir kendisi aslın da.

Koca bir yürek , acıya kafa tutar yitip giden hayatların ardında , dimdik ayaktadır geride kalanlar için. Kimi zaman gururu acısını bastırır, kimi zaman sevgisi ağır basar acısına hiç yıkılmaz bu hayat yolunda yürümekten...

Yolunuz hep açık olsun....

Mevlana'dan

Ayrılığın ne olduğunu bilmek mi istiyorsun. Bil ki, ayrılık, âşıkların yoludur. Balık olanın canı, denizdir. Bu yüzdendir ki, denizden ayrı düşen balık, daima denizi özler. İnsanlar bazen gölge isterler, bazen güneş; ama gölge istemeyen bir zerre varsa, o da candır
Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rûmî (k.s.)

19 Ocak 2010 Salı

DEFNEM



















Canım kızım Defnem,

Hayatta verdiğim en güzel karardı bir çocuk sahibi olmak . İyiki de varsın hayatımda.

Aşkın en güzel hali diyorum ben ona , karşılık beklemeyen sadece sevmek için kucağını açan bir aşk tanrısı, 2 yaşında bu yumurcak ancak iş konuşmaya gelince 2 yaşını ikiye katlar, kendisine sorarsanız dört yaş civarında olduğunu idda ediyor.



Onun gözüyle bakmak isterdim hayata sade masum ve bir o kadarda gerçekçi, İnsan büyüdükçe anlıyor geçen yılların ne kadar güzel olduğunu eeee ancak kaybedilenlerin değeri anlaşılabiliniyor (insanın doğası böyle ne yapalım) . Günlük koşturmacanın içinde nelere vakit ayıramıyoruz hiç düşündünüz mü ? soğuk bir kış günü sıcak bir bircan kahveyle sokoğınızı seyretmek , sabahları keyif çayınızı içmek , çocuklarla oyun oymayabilmek, gazeteleri rahat rahat okuyabilmek, daha yaşanacak neler yok ki ...

Bazı günler o kadar çok koşturuyorum ki yorgunluğumu bile unutuyorum. Bugün ne yaptım diye bakınca da ortada görünen bişey yok , sizlerde yaşıyorsunuzdur sanırım böyle durumları.(ben sürekli yaşıyorum da)Bu duruma kendimce bir felsefe geliştirdim ''AZ ZAMAN DA ÇOK İŞ YAPMAK'' gerçekten de vaktim çok olduğu zaman ortaya çok iş çıkmıyor ama ne zaman vaktim kısıtlı ise işte o zaman hızıma yetişemez kimse , sonuç ise harika .
Aaaaa yazıya başlarken ne düşünüyordum çıkan sonuç bambaşka oldu. Ne yapalım bu gün böyle

Merhaba

Merhaba ,

Yeni bir başlangıca merhaba,
Yeni bir hedefe merhaba,
Başarabileceğimi düşündüğüm her şeye merhaba,
Arkadaşlarıma merhaba,
Hayata dair yaşanmış ve yaşanacak bütün güzelliklere merhaba.....

Zaman zaman yazılarımla ve yaşamdan kısa notlarımla burada olacağım . Paylaşmayı seven biri olarak hayatımdaki güzellikleri , sevinçleri , acıları , ilkleri , sonları anlatmak için burada olacağım.