6 Ağustos 2010 Cuma

KIZIM BÜYÜMÜŞ HABERİM YOK

Minik bir kuş geldi kondu yüreğime,
Hayatımın değişeceğini o an anlamıştım.
Evet hayatımda ki taşları yerinden oynattı artık hayat onun etrafında dönüyor.
Bugüne kadar bildiğimi zannetiğim herşey sil baştan yeniden yazılıyor.
Yeter ki o gülsün ve mutlu olsun diye....

Minik kızım Defne , hayatımda sahip olduğum olabileceğim en güzel arkadaş, eş , dost , öğretmen , .... daha ne diyebilirim ki onunla tekrar büyümeyi öğreniyorum tıpkı bir çocuk gibi.
Zaman geliyor beni uyarıyor anne yanlış yapıyorsun diye ; inanamıyorum ne zaman büyüdü ve kendine olan güveni bu kadar gelişti - eee annesinin kızı :)))) - Artık hayatına kendisi yön veriyor. Okula gitmek istiyormuş küçük hanım. ''benim okul yaşım geldi , okuma yazma öğrenmem gerek .'' diyor. Şaşırıp kalıyorum.

20 Mayıs 2010 Perşembe

MEKANINIZ CENNET OLSUN

Zonguldak'da yaşanan acı olay daha da acı hale geldi. Haberleri okurken hissettiğim acı üzüntü çok büyük .Ya hayatını kaybedenlerin aileleri düşünmek bile istemiyorum. Sevdiklerini kaybetmek gerçekten çok zor olmalı , böyle büyük acıların bir daha yaşanmaması için alınabilecek tüm önlemler alınmalı, Devletin pek çok karar ve denetim organı var onları göreve çağırıyoruz (ne yazık ki 30 kişi hayatını kaybettikten sonra) bazılarının aklı başına gelir umarım. Ama nereye kadar . Bu ülkede önlemek yoktur olay olunca bir düzeltme çalışması yapılır o da zaten bir iki hafta sürer sonra, sonra herkes kaderine mahkum yaşamaya devam eder.
Hayatını bu acı olayda kaybedenlere allahtan rahmet , yakınlarına da sabır diliyorum.

5 Nisan 2010 Pazartesi

KARMAŞIK

Bir an geliyor bir vazgeçmişlik bir umutsuzlukkaplıyor içimi. Mevsim değişiyor ya ondandır diyorum kendime, O yapamıyacağım duygusu var ya işte o bir kamçılıyor beni, ne demekmiş yapamamak yaparsın tabiki diyorum kendime . Düşününce buluyor insan bu duyguların sebebini , yapmam gereken çok iş var. Asıl işim kızımla ilgilenmek ama araya o kadar çok iş giriyor ki bir an hiç birine yetişemiyecekmişim gibi geliyor, o yüzden endişeleniyorum sanırım. Yapmam gerekenleri aklımdan geçiriyorum, birden dehşete kapılıyorum. Nasıl yapılacak onca iş? Ev işleri , market alışverişi , defnoşumun oyun ve uyku saatleri , bir de aöf sınavları var tabiki neyse işleri sıraya koyuyorum her hafta, oluyorlar bir şekilde burada önemli olan kızımla geçireceğim her anı değerlendirmek ve sonsuz zevk almak oluyor.
Hafta sonu defnemle oynarken küçük bir kaza oldu küçük kızım öpmek isterken annenin biraz canını yaktı. Sonra da bişey olmaz annecik diye teselli veriyor. Akşama unutmamış soruyor tekrardan geçtimi diye soruyor bitanem . Geçti tabiki annem sen öpünce geçti tabiki. :)))

2 Nisan 2010 Cuma

Cesaretin esir olduğu yer

Canım arkadaşım ikinci defa anne oluyormuş . Çok çok sevindim bu habere , ilk bebişini büyüttü sıra ikincide nu mutlu sana sağlıklı büyüsün güzel kızın diyesim geldi kız mı olacak ne :)))

Haberi alınca sevindim ve arkadaşımın cesaretini takdir ettim . Cesaret diyorum çünki ben bu kararı verebilecek kadar cesur değilim şu an. Kızımı çok çok çok seviyorum önümüzdeki yıllar a bir kardeş istermi onu da bilmiyorum bana kızarmı tahmin edemiyorum şimdiden ama bir çocuk düşünmek benim için uzak bir ihtimal gibi, işin aslı bir bireyin sorumluluğunu taşımak korkutuyor beni ona sağlıyabileceğim imkanlar korkutuyor. Denemeden bilinmez diyeceksiniz ya başarısız olursam. Şu an tek düşündüğüm kızım için yapabildiğimin en iyisini yapmaya çalışmak , ilerisini şu an göremiyorum. Her konu da cesur olan ben konu bebek olunca bu cesareti gösteremiyorum.

1 Nisan 2010 Perşembe

BÜYÜMÜŞ DE KÜÇÜLMÜŞ

Ah bu büyümüşte küçülmüş çocuklar , her an bizi şaşırtmaya hazırlar. Neren de öğreniyorlar bu kadar çok kelimeyi , hiç ummadığınız bir anda size ders verir gibi bir cümle kuruyorlar şaşırıp kalıyorsunuz. Benim küçük meleğim de tıpkı böyle hergün bana anlatacak bir hikayesi var. İş dönüşü ilk karşılaşmamız da hemen günün küçük bir özeti ile başlar sonra da şimdi nereye gidiyoruz sorusu arkasından gelir. Dün akşam evde oynarken oyuncağı kırıldı . Ah anneciğim dedim. ''ücülme anne olmaç biçey '' diyerek yarım yamalak kelimeleriyle bana teselli veriyor ablamız. Bir de kelimelerin mecazi anlamlarını bilmedikleri için duydukları her kelimeyi gerçek anlamıyla yorumlayarak cevap vermeleri yok mu her gün evde kahkalar atarak dolaşan anne babalar olmak ne güzel. Babamız elinde telefonu ile bişeyler yapıyor, Meraklı abla yaklaşıyor ''çen yapamazsın ben çana öğreteyim '' diyor. Benim meleğim eşini dostunu hiç ihmal etmez telefon eline geçtiği zaman akrabalar dahil tanıdığı herkesi aramaya çalışır. Umarım hep böyle olursun meleğim arkadaşların ve akrabaların ne denli önemli olduğunu anlayarak ve yaşayarak büyürsün inşallah.

31 Mart 2010 Çarşamba

ARKADAŞLIK MI BU?

Yoruldum . İnsanları kırmamak için söylediğim her kelimeye dikkat etmeye yoruldum artık. Nedir bu hoşgörüsüzlük bilmiyorum yıllardır arkadaşın diye düşündüğün kişilere bile dikkat ederek konuşmak gerekiyormuş ki söylenenlerin altında hiç art niyet olmamasına rağmen. Beni hiç tanımamışın derler ya , tanımamak değil işine gelmemek sanırım arkadaşlıkların çerçevesinde herşey hoş olmalı kötü gün hiç olmamalı olsa da onu ilgilendirmiyor demek ki. Bide en kötüsü tavır alınması , aaaa konuşmak diye birşey var dimi varsa kızdığın üzüldüğün nokta açıkça söyle , çok sinir olurum açıkça söylenmeyen tavırlı hareketlere , söylemeye cesaret edmiyorsan yaz bari de telepati ortadan kalksın. Bu sefer ben de hiç bir şey sormayacağım söylemek isteyen söyler söylemeyen de kendi bilir . Zaman her şeyin ilacı diyorum ve konuyu kendi açımdan kapatıyorum bu seferlik. Hadi bana hoş gele :)))

29 Mart 2010 Pazartesi

BAHAR GELDİ HEYYYYYYYY

Bahar geliyor. İşte benim havalarım aman ne güzel. Bol güneş , uzun günler , denizin mis gibi iyot ve yosun kokusu ...
Uzun bir kış geçirdik , şikayetçi değilim de yine de yaz bir başka .
İnsan kıpır kıpır oluyor , aşk mevsimi geliyor aşk.
Ilık Ege akşamların da sohbetin tadı da bir başka oluyor nedense . Hele deniz kenarındaki gezintiler bambaşka.

2 Mart 2010 Salı

BAHANE ÇOK

Ne çok bahanemiz var bir işi yapmamaya , gönül istiyor ama yapılamıyor ya da karşımıza bir takım zorluklar çıkıyor. Aslında insan isterse herşeyi yapabilir. Yeter ki istesin hele isteyen bir de kadınsa ... önüne çıkacak her engeli aşabilir bence. Kitap okumaya vaktim yok , kuaföre gitmeye vaktim yok , vaktim vaktim yok ... hayır efendim, vakit ayırılır doğması için beklenmez. Kitabını işe giderken servisde okuyabilirsin , gece uymadan önce okuyabilirsin hatta çocuklarınla bile okuyabilirsin.Kuaföre zaman yokmuş yap haftalık bir program bak nasıl kalıyor zaman. Biraz da erkekleri yönlendirmek lazım size yardım etmeye zorlamak lazım bazen de . Çalışan insanları düşünerek her etkiliğin akşam saatlerinde tekrarları oluyor artık, olmasa bile talep edip uygun programlar istenebilir. Kendinizi mutlu edecek küçücük bir aktivite sizinle beraber ailenizi de mutlu edecektir.

19 Şubat 2010 Cuma

HAYAT ÇOK KISA

Hayat çok kısa insan sevdiklerini , hayallerini dolu dolu yaşayabilmeli yaşamalıda , herşeyden önce buna insan olarak hakkı var. Hayat toz pembe olmaz biliyorum ama neden bunu da yapmadım demek istemiyorum. Bazen geç kalındığını düşünerek yine erteliyoruz yapabileceklerimizi işte artık zamanı geldi. Kendim için yapmak isteyip de bir türlü yapamadığım her şeyin listesini yapıyorum ve bunları gerçekleştirmek için çaba sarf etmeye başlıyorum. Şimdi harekete geçme zamanı.

Yaşamın hareket noktaları vardır her insan için benimde oldu ve hala olmaya devam ediyor. Bu aralar çok hırslı görüyorum kendimi neden acaba diye soruyorum. Cevap mı? Başarmanın verdiği sonsuz huzur ve gurur sanırım. Size de tavsiye ediyorum , gerçekten başarabilmek ,hayatta yararlı olabilmek, işe yaradığını hissetmek çok çok çok güzel bir duygu. Ben bunu dolu dolu yaşıyorum.

10 Şubat 2010 Çarşamba

GERÇEK AŞK NEREDE

Hakiki Aşık Sevdiği İnsanın Mutluluğunu İster. Aşık Kişi Sevdiğinin Mutluluğunu Kendininkinin Önününe Koyar.
Ne güzel bir cümle değil mi? Ah nerde artık o uğruna destanlar yazılan , hikayeleri yüzyıllarca dillerden düşmeyen aşklar. Günümüz sevdaları (sevda da dememek lazım bence sevda, büyük bir kavram anlaması anlatılması çok zor) günümüz aşkları diyelim Çünkü herkesin dilinde bu aşk kelimesi anlamını ve önemini yitirmiş halde artık . Evet günümüz hani şu teknoloji çağında aşklar nasıl yaşanıyor , gerçek aşk nerede başlıyor , nasıl bitiyor, insanların beklentileri neler ... bunun gibi pek çok soru takılıyor aklımıza çevremizde gördüklerimizden sonra hele haberlerde izlediklerimizden sonra . Bir bakıyoruz sevdiği kızı öldüren gençler neden öldürdün 'sevdiğim için öldürdüm' nasıl da koca bir yalan . İnsan nasıl kıyar sevdiğine ama gerçek sevdiğine anlamıyorum. Sevdiğin kişi için katlanıyorsun pek çok sıkıntıya aman ona bişey olmasın diye üzerine titriyorsun nasıl kıyılabilir bu kadar yürekten sevdiğin bir insana. Asıl can alıcı nokta bu gerçekten seviyormusun ya da sevgi zamanla tükeniyor mu? Gerçek sevgi hiçbir zaman tükenmez tam tersi yıllar onu besler daha da sağlamlaştırır yıkılmaz hale getirir. Günümüzde sevgi varsa bile zamanla tükeniyor hayat şartlarının zorluğu , malesef ki hala yaşanan çevre baskıları insanları mutsuz ediyor ve sevgiye vakit kalmıyor. Tahamülsüz olduk her yerde birbirimize karşı , işimize karşı, arkadaşa ,eşe dosta tahamülsüz olduk. Ne acıdır ki bunu önleyebilmek hergün daha da zorlaşıyor.
İletişim araçları bu kadar gelişmemişken aşıklar birbirini kısıtlı görürlermiş her görüşme ayrı bir heyecan olur , ayrı bir anı olurmuş eeee en sonunda da bu insanlar biribirine kavuşunca bir ömür sürermiş mutluluklar. Günümüzü anlatmıyorum bile artık.
Sizlerin sevdası hiç bitmesin , bitse bile sonu güzel olsun ki hatırlanan anılar yüzünüzü güldürsün .

8 Şubat 2010 Pazartesi

İYİLEŞTİK

Güzel kızım DEFNE artık iyileşti, Eski performansına geri döndü yaramazım.
Ah ah annelik ne zor işmiş Defne hasta olunca içim acıyor inanın . Anne acıyor dediği zaman yüreğimden bişeyler kopuyor , o an elimde sihirli bir deynek olsa da bir dokunuşta kızımı iyileştirsem istiyorum . Tatlı kızım o kadar da anlayışlı ki kimi zaman şaşırıyorum , hastalığının geçmesi için zamana ihtiyacımız var dedim ertesi gün anne zamanı geldimi diye soruyor , yavrum kıyamıyorum sana neyseki geçti o günler. Ağır bir soğuk algınlığı geçirdik, bir hafta sürdü biraz öksürük kaldı umarım o da en kısa zamanda geçecek.

5 Şubat 2010 Cuma

Canıma Can

Canıma Cansın ,
Yoluma Yoldaş
Ruhuma Eşsin,
Aşkıma Anlam.
DEFNE sin .
Hayatımda açan tek ''cansın''

3 Şubat 2010 Çarşamba

....????

Hayat bir kargaşadır gidiyor.

Neden mi böyle düşünüyorum , Penceremden dışarı baktığımda sürekli bir yerlere yetişmesi gereken insanlar görüyorum ve soruyorum kendime ben bu kargaşanın neresindeyim . Ben ne isterim , ne severim , Beni ne mutlu eder...Bu soruları zaman zaman kendime sorarım ve cevap ararım kimi zaman cevaplar biraz farklılık göstersede genelde hep aynıdır. Peki istediğin yerdemisin sorusu gelir sonra, bunun da cevabı değişebiliyor. İnsan sevdikleriyle beraber olunca her yer onundur.
Güzel ve tatlı kızım biraz hastaydı. Bu sebeple yazılarımı tamamlayamadım en kısa zamanda tamamlayacağım(umarım).
Neden böyle oluyor bilmiyorum bir yazıya başlıyorum sonra bir bakmışım konu başka yere gitmiş. Neyse ben şu yazılara bir daha bakayım.

30 Ocak 2010 Cumartesi

BİLİNÇLİ İNSAN TEMİZ ÇEVRE

Bazen insanlara inanamıyorum .
Evlerimizdeki atıkları gruplandırarak geri dönüşüm için uygun hale gelmesini sağlamak çok çok önemli, bilinçli bir birey olmanın vazgeçilmezi bence. Ben çalışan bir insan olduğum için tüm gün evde yokum bu sebeple gün içerisindeki gelişmelerden pek haberdar olamıyorum.
Haftada bir toplanan kağıt ,cam ve plastik atıkların neden bizim sokaktan alınmadığı konusunda hayıflanıyordum kendi kendime, meğer konu benim düşündüğüm gibi değilmiş . Sağolsun karşı komşum aslında atıkları almak için geldiklerini ve her dairenin posta kutusuna poşet bıraktıklarını ama bu poşetlerin apartman sakinlerince günlük çöpler için kullanıldığını söyledi. Hatta benim elime hiç geçmemsinin sebebi birinin benim kutumdaki poşetleri de almasıymış.Şaşırdım ,Öfkelendim ve İnanamadım. Nasıl insanlar bu derece sorumsuz , bilinçsiz ,bencil olabiliyorlar. Söz konusu çevre ise elele vermek gerek hep beraber olmak omuz omuza mücadele vermek gerek ama nafile, çok çok çok üzgünüm ki bu kör fikirlerle hiç bir yere gelemeyiz. Apartmanımdaki bu konun ve bilinçsiz atılan her adımın da takipçisiyim. Sevgili komşumla geri dönüşebilen atıklarımız toplayıp ilgililere teslim etmeye devam edeceğiz.
Biz çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmak için çalışıyoruz.

YA SİZ NE YAPIYORSUNUZ?

29 Ocak 2010 Cuma

Geleceğe Umutla Bakabilmek İçin...

İnsan günlük hayatta ne kadar çok zorlukla karşılaşıyor ve bunlara çeşitli çözümler üretiyor kendince. Günlük hayat kimimize göre ev işleri kimimize göre , yetişmesi gereken bir proje, kimimize göre de eğitilmesi gereken küçük çocuklarımız. Evet bugün ülkemizin kanayan yarası olan eğitim (eğitimsizlik) konusunda yazmak istedim. Malesef hala ülkedeki okur-yazar ve eğitimli insan sayısı yetersiz. Okumanın yaşı olmaz buna yürekten katılıyorum. Maddi imkanı olmayan çocuklara kucak açmış pek çok gönüllü kuruluş var. Sanırım önemli olan istemek. Anneler babalar öğrenmenin de yaşı yok anne çocuk eğitimi beraber veriliyorken bundan faydalanmamak niye , gelin hep beraber el ele verin ve geleceğe umutla bakabileceğimiz nesiller için okumayan bir tane bile çocuğumuz kalmasın.

Eee çocuklar okudu iş sahibi oldular yeterlimi? Hayır yetmez bu iş ölene kadar devam eder bizler eğitime devam edeceğiz ki küçükler bizi örnek alsın. Eğitim den kastım duyarlı olabilmek aslında , yeni konular öğrenmek , kitaplar okuyup çocuğunuza zamanı gelince tavsiye edebilmek.
''BEN YAPAR VE BAŞARIRSAM ÇOCUĞUM DA BAŞARIR''
Benim eğitimdeki felsefem bu.
Daha önce bahsetmiştim 2. üniversite okuduğumu ,zaman zaman ev de ders çalışıyorum küçük kızım da benimle beraber çalışıyor , kitaplar hep hayatında vardı ve var olmaya devam edecek. İnanın büyürken öğrendikleri hiç bir konuyu unutmuyorlar .Şimdi Defne'ye göre kitap hayatın bir parçası ve öylede kalmasını sağlayacağım.

26 Ocak 2010 Salı

ASKIDA KAHVE

Bu kavramı çok beğenerek okuduğum hürriyet.com.tr yazarlarından Yonca TOKBAŞ'ın bir yazısından öğrendim.İtalya'da bir kahve siparişi verirken isterseniz iki kahve siparişi vererek biri askıda diyormuşsunuz , işletme sahibi de bir notla askıda parası ödenmiş bir kahve olduğunu belirtiyormuş. Böylece ihtiyacı olan kişiler askıdan bir kahve içebiliyormuş. Kahvenin parasını ödeyen de kahveyi için de birbirini tanımıyor. Yazıyı okuduğumda çok hoşuma gitti. Bence de yapılan yardımlar gözler önünde olmamalı , gözönünde yapılan yardımların büyüsü bozuluyor sanki yardımdan çok reklama dönüyor. Gerçek yardımseverler zaten hiçbir zaman gözönünde değil bence. Askı da kahve hikayesini farklı alanlara uygulayanlar olmuş hem de ülkemizde onlarıda kutlarım. Yaratıcılık insanın içinde var ve ne zaman ortaya çıkacağı da hiç belli olmuyor.

ADIM ADIM

Yaşama dair kısa notlar dedik ya işte hayatın içinden bir kuruluş ''adım adım '' sosyal toplum kuruluşlarına destek veren bir platformu. Hemde bu desteği spor ile sağlayan bir kuruluş. www.adimadim.org adresinden detaylı incelemeyi yapabilirsiniz ve eğer imkanlarınız el verirse destek olmak için onlarla birlikte olabilirsiniz. Ben çok istiyorum bu kuruluşn bir parçası olmak bunun için de mutlaka çaba sarf edeceğim.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Rutin Bir Gün

Bugün pazartesi ya bir türlü işe konsantre olamıyorum. (bir an önce konsantre olsam iyi olacak yoksa gün bitmek üzere)
Her pazartesi aynı duygu uzun bir hafta olacak diyorum ama bir bakıyorum hafta sonu olmuş bile, bu hafta içinde yine aynısı olur sanırım. Biraz günlük rutin maratonumdan bahsetmek istedim bugün , şöyleki her sabah 05:15 kalkış duş al ,giyin ben tamamım sıra defne de kimi sabah küçük hanım uyuyor oluyor o yüzden son ana kadar onu hazırlamıyorum . Eğer benimle uyanmışsa çok daha planlı olmam gerek zira hanımın her an ne istiyeceği belli olmuyor. Babamız da bu arada kendi kendine hazırlanıyor tabiki . saat 06:45 olmuş bile evi terk etme zamanı 07: 00 soluğu babaannede alıyoruz emanetimizi teslim ediyoruz . Genelde oradan ayrılmak zor oluyor Defne hanıma uzun uzun anlatmak gerekiyor işe gitmek zorunda olduğumu akşama döneceğimi , şanslı günümdeysem erken bırakıyor beni yoksa vay halime . ''anne sen işe gitme baba çalışsın'' ''anne işin kapanmış gitme lütfen'' ''ben haçta oldum bana bak'' daha ne bahaneler anlatamam. Ve iş yerim hadi bakalım koşmaya başlıyoruz, öğlen arası bir saatim var yemeğimi yiyip hemen ders çalışmaya . Ne dersimi AÖF Çalışma Ekonomisi Ve Endüstri ilişkileri 2. sınıf öğrencisiyim , 2. Üniversite kapsamında farklı bir alanda yeni konular öğrenmek istedim ve kayıt yaptırdım .(bu arada asıl işim Tekstil Mühendisiyim ve bir İlik fabrikasında mühendisim.) sınavlar yakın çalışmak gerek hem de çoooookkkkk. Akşam olmuş bile hadi Sibelcim ,Defneyi al babanneden doğruca eve evde de çok iş var seni bekleyen, yol boyunca Defnoşun günlük maceralarını dinlemek kayiflendiriyor beni , evde de işlere yardım ederim ben anne demesi ise harika gerçekten. Uzun bir günün ardından iyi bir uyku harika olur. Sadece ben değil bütün çalışan bayanlar böyle sanırım, bu arda bu sıtandart programa alış verişler ,arkadaşlar,kişisel hobiler ... dahil ediliyor zaman zaman tabiki. İş yerinde yaptığımız küçük dedikodular da süper oluyor gerçekten , İki tane ablam var iş yerinde onlardan bahsetmemek olmaz bütün günümüz beraber geçiyor bir aile gibi, onlardan daha sonra bahsederim mutlaka. Bir günümün özeti , İşe yaradığını hissederek başarmanın mutluluğu ve anne olmanın verdiği sonsuz huzur.

22 Ocak 2010 Cuma

Trafik Canavarı Olmayalım

Olmasın şu trafik kazaları hayatımızda , duymayalım kötü haberler bir daha , acımasın kimsenin canı , yanmasın yürekleri kimsenin sevdikleri için.
Malesef bu dilekleri her an söylüyoruz ama nafile , bu kötü haberleri duymadığımız bir gün bile yok. Hele bu haberler yakınlarımızdan birinden gelirse o zaman üzüntümüz tarif edilemez oluyor. Canım Bukim geçmiş olsun. evet kötü bir haber aldım az önce Bukim arabasıyla kaza yapmış neyseki çok ciddi yaraları yok olanlarda zamanla geçer bitanem . Geçer diyorum çünkü aynı kötü tecrübeyi ben de yaşadım 7 yıl önce , eşimle beraber arabamızla kaza yaptık ve takla attı arabamız ikimizin de ciddi yaralanması olmamıştı şükürler olsun ama böyle bir tecrübeyi yaşamak bile çok kötüydü. Bu sebeple benim başıma gelmez dememek lazım , bir gün bunu yaşayabiliriz.
Lütfen araçlarımızı kullanırken emniyet tedbirlerimizi kendimiz ve sevdiklerimiz için alalım. En basiti emniyet kemerini araca binen herkezin kullanmasını sağlayalım , ön koltuk arka koltuk ayırt etmeden. Hız sınırlamalarına uyalım , Alkollü araç kullanmayalım kullananları da engellemeye çalışalım . Basit tedbirler hayat kurtarır hem sizin hem de sevdiklerinizin .
Kazasız günler hepimize sevdiklerimizle beraber...

21 Ocak 2010 Perşembe

Memleket

Memleket ,

Ne güzeldir şimdi kış günü bembeyaz karlar altında ,

Evet memleket özlemini uzaklarda yaşayan herkez hisseder. Bende bu kişilerden biriyim güzel ülkemin havasını soluyorum ancak doğup büyüdüğüm yerlerden uzak ta yaşıyorum. Kimileri memleketin doğduğun yer değil doyduğun ye olduğunu söylesesede zaman geçtikçe bu kavram anlamsız kalıyor benim için. Geçmişime ait olan herşey ora da uzaklarda şimdi, okuduğum okullar , arkadaşlarımın bir kısmı , akrabalarım. Özellikle annem babam ve kardeşim onları her an çok özlüyorum , elbette sıkça görüşüyoruz ama onları kendi yerlerinde özlüyorum. Çok sık gidemiyorum (yılda bir defa ancak) , ama her gittiğimde doya doya yaşıyorum memleketimin havasını, suyunu, insanını ...

Uzun bir yolculuk sonunda ulaşıyorum evime. Sokaklarda ki, binalarda ki her değişikliği dikkatle izliyorum her gidişimde daha da güzel görünüyor bana bir güven duygusu yayılıyor içime. Evde olmak ne güzel.

Her fırsatta gidebilmek için çaba sarf ediyorum ancak yol çok uzun sürüyor , güzel ülkemin her ilinde bir hava alanı olsa benim yaşadığım sorunu kimse yaşamayacak ne kadar da güzel olacak , umarım bu dileğim de gerçek olur en kısa zamanda.

Şimdi kardeşim bana aman abla ne yapacaksın burda diyordur. Güzel kardeşim canım benim gurbeti yaşamayan anlamaz diyorum sana hele bu uzaklık yıllar sürdüyse, bazen yaşayarak tecrübe sahibi olmak uzun anlatımlara bedeldir.

20 Ocak 2010 Çarşamba

KADIN OLMAK

Kadın olmak ; evde , iş yerinde, sokakta, trende ...yaşamın içinde kadın olmak.

Kadın olmak ; çocuklara anne olmak, anne-babaya evlat olmak, Kocaya eş olmak, patrona çalışan olmak , çalışanlara şef olmak, dünya da insan olmak.

Hani nerede kendin olmak ? Kendini bulabilmek , tanıyabilmek.

Zaman geçiyor , yakalamak gerek hayatı bir noktadan geç kalınmış değildir hiçbir zaman yeter ki isteyelim ve yapalım.

Kısa zamanda çok iş yapabilen varlıktır kadın bu dünyada , hızına kim yetişebilir ki?
Yirmi dört saat çalışır durmaksızın (çalışmak zorundadır da)gün hiç bitmez onun için gündüz yaşananlar gece tekrar gözden geçirilir ki sil baştan olmasın bir daha ki sefere. Programdır, günün koşuşturmasının anahtarı , anahtarın dişleri de eşi , çocukları , arkadaşlarıdır , ah birazcık da paylaşılsa yükü (paylaşılması da gerekir bence), paylaşılarak çok daha güzel olur hayat.

Kadınlar ne ister?
Erkeklerce cevabı asla bulunamayan bir soru , ancak cevap çok basit.
Kadın saygı ister, sevgi ister, hatırlanmak ister, nezaket ister , paylaşmak ister.

Doğası gereği ister . Çok da fazla değildir aslında bekledikleri , mutluluğu hak eder her zaman. Bir anne , bir eş, bir sevgilidir o ...

Ağlayabilir kadın günün her anı , gözyaşları silahıdır der erkekler. Yanılırlar . Onlar yüreğinin acısıdır, gönlünün coşkusudur, gururunun temsilcisidir aslında.

Kadın aşkı sever ruhunu besler aşkıyla , duruma göre eşi,çocukları, sevgilisi, çiçeği, köpeği ... aşkıdır onun . Aşkın en güzel tarifidir kendisi aslın da.

Koca bir yürek , acıya kafa tutar yitip giden hayatların ardında , dimdik ayaktadır geride kalanlar için. Kimi zaman gururu acısını bastırır, kimi zaman sevgisi ağır basar acısına hiç yıkılmaz bu hayat yolunda yürümekten...

Yolunuz hep açık olsun....

Mevlana'dan

Ayrılığın ne olduğunu bilmek mi istiyorsun. Bil ki, ayrılık, âşıkların yoludur. Balık olanın canı, denizdir. Bu yüzdendir ki, denizden ayrı düşen balık, daima denizi özler. İnsanlar bazen gölge isterler, bazen güneş; ama gölge istemeyen bir zerre varsa, o da candır
Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rûmî (k.s.)

19 Ocak 2010 Salı

DEFNEM



















Canım kızım Defnem,

Hayatta verdiğim en güzel karardı bir çocuk sahibi olmak . İyiki de varsın hayatımda.

Aşkın en güzel hali diyorum ben ona , karşılık beklemeyen sadece sevmek için kucağını açan bir aşk tanrısı, 2 yaşında bu yumurcak ancak iş konuşmaya gelince 2 yaşını ikiye katlar, kendisine sorarsanız dört yaş civarında olduğunu idda ediyor.



Onun gözüyle bakmak isterdim hayata sade masum ve bir o kadarda gerçekçi, İnsan büyüdükçe anlıyor geçen yılların ne kadar güzel olduğunu eeee ancak kaybedilenlerin değeri anlaşılabiliniyor (insanın doğası böyle ne yapalım) . Günlük koşturmacanın içinde nelere vakit ayıramıyoruz hiç düşündünüz mü ? soğuk bir kış günü sıcak bir bircan kahveyle sokoğınızı seyretmek , sabahları keyif çayınızı içmek , çocuklarla oyun oymayabilmek, gazeteleri rahat rahat okuyabilmek, daha yaşanacak neler yok ki ...

Bazı günler o kadar çok koşturuyorum ki yorgunluğumu bile unutuyorum. Bugün ne yaptım diye bakınca da ortada görünen bişey yok , sizlerde yaşıyorsunuzdur sanırım böyle durumları.(ben sürekli yaşıyorum da)Bu duruma kendimce bir felsefe geliştirdim ''AZ ZAMAN DA ÇOK İŞ YAPMAK'' gerçekten de vaktim çok olduğu zaman ortaya çok iş çıkmıyor ama ne zaman vaktim kısıtlı ise işte o zaman hızıma yetişemez kimse , sonuç ise harika .
Aaaaa yazıya başlarken ne düşünüyordum çıkan sonuç bambaşka oldu. Ne yapalım bu gün böyle

Merhaba

Merhaba ,

Yeni bir başlangıca merhaba,
Yeni bir hedefe merhaba,
Başarabileceğimi düşündüğüm her şeye merhaba,
Arkadaşlarıma merhaba,
Hayata dair yaşanmış ve yaşanacak bütün güzelliklere merhaba.....

Zaman zaman yazılarımla ve yaşamdan kısa notlarımla burada olacağım . Paylaşmayı seven biri olarak hayatımdaki güzellikleri , sevinçleri , acıları , ilkleri , sonları anlatmak için burada olacağım.