5 Nisan 2010 Pazartesi

KARMAŞIK

Bir an geliyor bir vazgeçmişlik bir umutsuzlukkaplıyor içimi. Mevsim değişiyor ya ondandır diyorum kendime, O yapamıyacağım duygusu var ya işte o bir kamçılıyor beni, ne demekmiş yapamamak yaparsın tabiki diyorum kendime . Düşününce buluyor insan bu duyguların sebebini , yapmam gereken çok iş var. Asıl işim kızımla ilgilenmek ama araya o kadar çok iş giriyor ki bir an hiç birine yetişemiyecekmişim gibi geliyor, o yüzden endişeleniyorum sanırım. Yapmam gerekenleri aklımdan geçiriyorum, birden dehşete kapılıyorum. Nasıl yapılacak onca iş? Ev işleri , market alışverişi , defnoşumun oyun ve uyku saatleri , bir de aöf sınavları var tabiki neyse işleri sıraya koyuyorum her hafta, oluyorlar bir şekilde burada önemli olan kızımla geçireceğim her anı değerlendirmek ve sonsuz zevk almak oluyor.
Hafta sonu defnemle oynarken küçük bir kaza oldu küçük kızım öpmek isterken annenin biraz canını yaktı. Sonra da bişey olmaz annecik diye teselli veriyor. Akşama unutmamış soruyor tekrardan geçtimi diye soruyor bitanem . Geçti tabiki annem sen öpünce geçti tabiki. :)))

2 Nisan 2010 Cuma

Cesaretin esir olduğu yer

Canım arkadaşım ikinci defa anne oluyormuş . Çok çok sevindim bu habere , ilk bebişini büyüttü sıra ikincide nu mutlu sana sağlıklı büyüsün güzel kızın diyesim geldi kız mı olacak ne :)))

Haberi alınca sevindim ve arkadaşımın cesaretini takdir ettim . Cesaret diyorum çünki ben bu kararı verebilecek kadar cesur değilim şu an. Kızımı çok çok çok seviyorum önümüzdeki yıllar a bir kardeş istermi onu da bilmiyorum bana kızarmı tahmin edemiyorum şimdiden ama bir çocuk düşünmek benim için uzak bir ihtimal gibi, işin aslı bir bireyin sorumluluğunu taşımak korkutuyor beni ona sağlıyabileceğim imkanlar korkutuyor. Denemeden bilinmez diyeceksiniz ya başarısız olursam. Şu an tek düşündüğüm kızım için yapabildiğimin en iyisini yapmaya çalışmak , ilerisini şu an göremiyorum. Her konu da cesur olan ben konu bebek olunca bu cesareti gösteremiyorum.

1 Nisan 2010 Perşembe

BÜYÜMÜŞ DE KÜÇÜLMÜŞ

Ah bu büyümüşte küçülmüş çocuklar , her an bizi şaşırtmaya hazırlar. Neren de öğreniyorlar bu kadar çok kelimeyi , hiç ummadığınız bir anda size ders verir gibi bir cümle kuruyorlar şaşırıp kalıyorsunuz. Benim küçük meleğim de tıpkı böyle hergün bana anlatacak bir hikayesi var. İş dönüşü ilk karşılaşmamız da hemen günün küçük bir özeti ile başlar sonra da şimdi nereye gidiyoruz sorusu arkasından gelir. Dün akşam evde oynarken oyuncağı kırıldı . Ah anneciğim dedim. ''ücülme anne olmaç biçey '' diyerek yarım yamalak kelimeleriyle bana teselli veriyor ablamız. Bir de kelimelerin mecazi anlamlarını bilmedikleri için duydukları her kelimeyi gerçek anlamıyla yorumlayarak cevap vermeleri yok mu her gün evde kahkalar atarak dolaşan anne babalar olmak ne güzel. Babamız elinde telefonu ile bişeyler yapıyor, Meraklı abla yaklaşıyor ''çen yapamazsın ben çana öğreteyim '' diyor. Benim meleğim eşini dostunu hiç ihmal etmez telefon eline geçtiği zaman akrabalar dahil tanıdığı herkesi aramaya çalışır. Umarım hep böyle olursun meleğim arkadaşların ve akrabaların ne denli önemli olduğunu anlayarak ve yaşayarak büyürsün inşallah.