19 Ekim 2012 Cuma

PAYLAŞMAK GÜZELDİR

Paylaşmak güzeldir.
İnsan neden paylaşır? Ya da neden paylaşmaz? 
Kızıma sürekli olarak paylaşırsan çok daha mutlu olursun diyorum. Gerçekten mutlu olur mu ? O daha çok küçük belki paylaşmak onu mutlu etmiyor ama yine de annesini dinleyecek kadar akıllı bir çocuk.
 Peki ya bizler kocaman adam olmuş bizler ne durumdayız, paylaşmak konusunda.Ben çok iyi olduğumuzu söyleyemeyeceğim. Çünkü paylaşım karşısında sürekli bir beklenti var. Ben bunu yaptım ya da verdim o bana  ne verdi ne yaptı.? Bu tavır beni gerçekten çok üzüyor. Çevremdeki kişilerin böyle düşünüyor olması benim anlayabileceğim bir akıl sonucu değil. 

Paylaşan insan bu paylaşım sonunda bir çıkar beklemez . Bu paylaşımın olumlu etkileri onu mutlu eder. Bazen derler ya en azından bir teşekkür etseydi. Hayır o zaman yaptığın işi bir karşılık için yapmış olursun. Kültürümüzde vardır buna benzer olgular -iyilik yap denize at- yaptığını sorgulama ya da onu sürekli dile getirerek kendini de karşındaki kişileri de yargılayıp yerme. Güzel bir kültürümüz var, bizler bunlardan ders alabilirsek bu kısacık hayatta yolumuzu bulabiliriz.

Yaşanmış bir olay , Kadın arkadaşları için evin de bireyler hazırlamış ve onlara ikram ediyor, bunu da  hiçbir karşılık beklemeden ve sevgiyle yapıyor. Eşi başlıyor konuşmaya '' Tabi bize bir şey yapan yok bu evde, Biz ne yiyeceğiz diye düşünen yok. Ne önemli arkadaşlarmış bunlar , bizim hiç değerimiz yok gibi bir sürü cümle ha bu konuşmalar ufaklığın önünde oluyor tabi ki '' bu olguda ben şöyle düşünüyorum evin hanımı evinde hiç bir iş yapmıyor. Yiyecek bir lokma yemek yok evde bide bu kadın evini hiç önemsemiyor eşine değer vermiyor kadın bir de çalışıyor olmalı. Erkek eviyle öyle ilgili ki kadına bunları söyleyebilmeyi kendin de hak görüyor. Erkek acaba arkadaşları ile karşılık beklemeden ne paylaşabildi. Kadın tarafından bakıyorum şimdi , Kadın paylaşmayı seven biri ve bundan da çok mutlu karşılık beklemiyor , kendince evi için de pek çok fedakarlık yapıyor . (kendi için demiyor) her şeyden önce o bir anne :) 

Burada bence en üzücü durum bu olayların çocuğun önünde gerçekleşmesi ve çocuğun  aldığı mesajın ne denli olumsuz olduğudur. 


Canca : ''SAYGI GÖRMEK İSTİYORSAN , SAYGILI OLMAYI BAŞARMALISIN''

16 Ekim 2012 Salı

SAVAŞÇI

Savaşçı olmak.
Nedir savaşçı olmak. İlk defa işitildiğinde ürkütücü geliyor insana , peki anlatılmak istenen çatışma içinde olamak mı yoksa başarı için çalışmak mı? Bu sert kelime başarı için çaba sarf etmek olarak dile getirildiğinde hiç de ürkütücü olmuyor.

Kimler savaşçıdır? Etrafımızda ki insanları inceleyerek bulabilir miyiz acaba onları? ya da derin bir konumudur    bu kavram. Belki çok geniş bir konu ama ban kendimce savaşçı kişileri tanımlamak ve örneklemek istiyorum.

Benim için en büyük savaşçı annem. Onu tanıdığımdan beri hep mücadele için de , iyi bir eş , iyi bir anne , iyi bir öğretmen , iyi bir dost , iyi bir arkadaş .....olmak için. Diyebilirsiniz tüm insanlar savaşçı o zaman ,belki !
ama benice en büyük savaşçı annemdir. Kardeşim ve beni büyütmek için çok çabaladı, bir çocuğun bütün fiziksel ihtiyaçları yanında duygusal ihtiyaçlarını da göz ardı etmedi , sevgisiyle büyüttü bizi.
Çocukluğumdan hatırladığım anılarımda annem sürekli bir işle uğraşıyor olur. Mutfakta yemek yapıyor, evin her köşesinde temizlik yapıyor, zamanın teknolojik şartlarında merdaneli çamaşır makinemizle çamaşır yıkıyor oluyor.En belirgini de hafta sonları olan çamaşır günüdür. O gün, genel de pazar günü, Bütün evde ne var ne yok banyo önünde toplanır ve akşama kadar yıkanıp serilir , gece de toplanan çamaşırlar itinayla katlanıp yerine yerleştirilir.Teyzem anneme sürekli olarak ''ev de makineye atıp yıkamadığın bir tek çocuklar kaldı. elinden gelse onları da yıkarsın '' derdi. Çok ilginçtir ben de anneme benziyorum bu konuda elime geçen her şeyi yıkamadan kaldıramam.Bu yüzden haftanın her günü çamaşır makinem çalışır.Bizler şanslı nesilleriz Çamaşırlarımız kolayca yıkanıyor.Çocukluğumdan hatırladığım bir ayrıntı da ot süpürgeler. elektirikli süpürgemiz vardı ancak her zaman onu kullanmazdık. Haftada bir gün açılırdı hatta komşulara da ödünç verilirdi çünkü her evde yoktu.Tozları ot süpürgeyle süpür havalansın arkanı dön geri yerlerine yerleşsinler. Daha sonraki zamanlarda ot süpürgeyi bıraktık ta rahata kavuştuk.
Bir de telefon var tabi ki , her evde yok telefon olanlarda parmakla sayılır. PTT ye müracat ediyorsun sonra da aylarca bekliyorsun. Bizim de öyle olmuştu dilekçeye cevap aylar sonra gelmiş ve eve telefon bağlanmıştı,telefonla ne yaparsın ki her evde yok. Neyse ki kısa zamanda yaygınlaştı da anlam kazandı. Annemin telefonla konuşurken fotoğrafı bile vardı. :)Güzel günlerdi yüzümde bir tebessümle anıyorum o günleri .  Kızıma  çocukluğumu anlatınca gözünde canlandırabilecek mi acaba ?Göreceğiz.